Öğrencilik yıllarımda çok nadiren de olsa “Huzursuz Bacak Sendromu” olarak adlandırılan bir vakıadan muzdariptim.
Bilenler bilir, çok acayip, anlatması da kavranması da zor, hissi, belki de psikolojik bir şeydir. Bacaklarınızı nereye koyacağınızı bilemez, sürekli hareket ettirme isteği duyarsınız. Benim gibi başını yastığa koyduktan sonra 15 saniye içinde uyuyan birisini bile bir saat yatakta kıvrandırır. Başıma geldiğinde soğuk duş almadan, ya da soğuk su dolu kovaya/leğene ayaklarımı sokup 10-15 dakika bekletmeden uyuyamazdım.
Ancak bende çok nadir oluyordu, ne bileyim 2-3 ayda birkaç gece sadece.
Sonra kendiliğinden geçti. Yıllardır da olmuyor. Bu nadirattan da olsa gerek, bunun bir rahatsızlık olduğunu bile bilmiyordum, çok sonra tevafuken bir yerle okudum, “hımm bende de bundan vardı galiba” diyerekten..
Bunlar aklıma nereden geldi..
Dün kısa süreli bir yolculuk yaptım, yanıma oturan, pek fazla tanımadığım kişi bir yandan konuşurken bir yandan da ayaklarını sürekli hareket ettiriyor, yerlerini değiştiriyor, nereye koyacağını bilmez vaziyette adeta işkence çekiyordu.
“Rahatsız mısınız?” diye sordum, “anlatmak öyle zor ki..” diye cevap verince de “huzursuz bacak sendromu mu?” dedim. Yüzünde acı bir gülümseme belirdi, “Evet.. ” dedi ve ekledi: “Bilmeyene bu rahatsızlığı anlatabilmek, bizzat rahatsızlığı çekmekten daha zor”
Ardından da nereden bildiğimi sordu. Ben de kendi hikayemi anlattım.
Meğerse benim rahatsızlığım hiçbir şeymiş. Anlattı; bende iki üç ayda bir kez olan şey, ona nöbetler halinde hemen her gün geliyormuş, bir saat kadar sürerse şükrediyormuş. Bazen günaşırı bazen de iki-üç günde bir oluyormuş.
Gerçekten de adamcağımızın o halini görünce bu rahatsızlığın hayatı ne derece olumsuz etkileyebileceğine şahit oldum.. Şuradaki hikayelerde bu rahatsızlığın detaylarını görmek mümkün.
Ama işte, dünya böyle.. Sağlık, hastalık, yaşamın bir gerçeği hepsi de..
Share on Facebook