Lakırdı header image 1

Süresi belirsiz bir ara ve dua istirhamı

17 June, 2009 ·

Nasıl yazılır böyle şeyler bilmiyorum. Gerçekten, insanın ruh hali kadar kalemine etki eden çok az şey var. Umarım içinde bulunduğum hâl ile kalemimi ajitasyon çukuruna düşürmeden meramımı anlatabilirim.

Geçtiğimiz haftasonunda, daha önce hiç yaşamadığım, şiddetli olmayan ama kesintilerle devam eden garip bir göğüs ağrısından muzdarip olunca, pazartesi günü soluğu -İzmir’de olmamı da fırsat bilerek- üniversiteden tanıdığım bir doktor arkadaşımın yanında aldım. Birlikte göğüs-kalp-damar bölümünden bir hocaya gittik. İki gün tam teşekküllü muayene ve tetkikten geçtim. [devamı →]

→ YorumTags: İnsan

Uyku ile seviyeli bir ilişki

5 June, 2009 · 3 yorum

Bugün cumadan sonra işyerinde çok kısa bir şekerleme yapınca, içimden ‘uyku’ konusunda kendimi teşhir etmek geldi. Madem kişisel blog tutuyorum, ara sıra da olsa hakkını vermeli!

***

Uyku ile aramda seviyeli bir ilişki var. Birbirimizle çok iyi geçiniyoruz.

Günün herhangi bir zaman diliminde, uyumak istiyorsam şayet, -ve kafam anormal derecede yoğun değilse- sadece birkaç dakikada içinde uyuyabilirim. Gündüz bile bu derece rahat boyut değişimi yapabiliyorum, haliyle gece çok daha kolay oluyor. Gece -eğer uyumak amacıyla yattıysam- başımı yastığa koymamla uyumam arasındaki süre bir dakikayı geçmez. Buna kendim de şahitim, yattığımda (yuvarlayarak değil, ağır ağır) 21 kez besmele çekmek gibi bir adetim var ve ben çoğu kez bu besmeleleri bitiremeden uykuya dalmış oluyorum. [devamı →]

→ 3 yorumTags: İnsan

Samimiyet

30 May, 2009 ·

İş yaşamı ayrı elbette ama iş dışı insan ilişkilerinde steril bir duruşu olan hesaplı-kitaplı insanları sevmiyorum.

Kendisi idealize ettiği doğruların tamamını eksiksiz yapıyormuş gibi karşısındakinden eksiksizlik bekleyen bir insan türü bu.  Beklentiler ‘eksiksizlik’le özdeşleşince doğallık ve samimiyet de zaaf  olarak görülüyor haliyle. Ama kimse ‘tam’ olduğunu iddia etmiyor ki zaten, o senin vehmin, ‘ulu’ insan..

Tuhaf olan şu ki aynı kıstas kendi yapıp ettiklerine vurulsa, sınıfta birlikte kalıyorlar -ki bu ‘insan’ olmanın da en önemli vasfı-; ama ne hikmetse bu değil de karşısındakinin ‘insan yönü’ kalıyor sohbet dedikodularında meze olarak. [devamı →]

→ YorumTags: İnsan

Gardrop

19 May, 2009 · 4 yorum

Kullanmadığım eşyalarımı ayırdık, iki koca valiz çıktı tam. Güya, bunları ihtiyacı olan birilerine vermeyi, onları mahcup etmemek için hiçbir şekilde yüzyüze gelmeden yapacak kadar ar sahibiyim. Alışverişten nefret etmeme rağmen bunca ‘eşya’yı biriktirirken ihtiyacım yok muydu asıl bu ‘ar’a?

Sahteyiz, akıyor paçalarımızdan sahtelik. Kutsal(lar)ımız değil, onlara olan inançlarımız sahte. İdeallerimiz, amaçlarımız, ulvî hedeflerimiz, dünyaya verdiğimiz anlam,  içimizi huşû ile dolduran manevî dinamiklerimiz.. Anlık, sıkıştığımızda rahatlatma işlevi gören değnek gibiler; ‘hayat gailesi’ içinde, metafizik [devamı →]

→ 4 yorumTags: İnsan

Hoş bir gün

13 May, 2009 ·

Birbuçuk haftadır Kuşadası’ndayız. Sevdiğim bir dostumun nikah töreni için geldik, hadi birkaç gün kalalım derken uzadı. Dönüş bu haftasonu.

Kuşadası ne yaşanacak ne de tatil yapılacak bir yer. Bahsetme gereği duyulmayacak kadar sıradan. Tatil anlayışından hayat tarzına, şehir dokusundan insan ilişkilerine kadar bize fersah fersah uzak.  Ne işim var o halde? Biraz kafa dinleme isteği, o kadar. İnsanlardan ve şehirden uzak kalınırsa, oluyor. Havası çok güzel ve şimdi tam mevsimi.

Geçen hafta dostumun zorlamasıyla birkaç Yunan adası ile Efes, Meryem Ana ve (galiba çakma) Yediuyuyanlar’ı dolaştık.   [devamı →]

→ YorumTags: İnsan

Bilgi

9 May, 2009 ·

Eskilerin bilgisi mükemmeldi. Nasıl mükemmeldi? Birincisi, (Ezelî ve Ebedî olanı simgeleyen Tao’dan, Yol’dan ayrı olarak) eşyanın varlığından henüz habersizdiler.  Bu en mükemmel, tam bilgidir;  hiçbir şey eklemek mümkün değildir.

Sonra şeylerin varlığını öğrendiler; ama henüz aralarında bir ayrım yapmıyorlardı.  Sonra da aralarında  bazı ayrımlar yaptılar ama onlar hakkında hüküm yürütmediler.  Hüküm yürütüldüğü zaman  ise Tao [bilgisi] ortadan kalkmış oldu.

Bu sözler Taoist bilge Chuang Tzu’dan.  Şu başlığın [devamı →]

→ YorumTags: İnsan

Hakîkat ve Hurafe

2 May, 2009 · 3 yorum

Önce bir teki düştü. Sonra bir teki daha.  Yoklamaya başladıkça birer birer elime gelmeye başladı dişlerim. Nihayet ağzımda iki ya da üç tane kalmıştı.  Sağ avcumu açtım baktım, bembeyazdı, dişten..

Acı yoktu hiç. Dişçiye gitmenin zamanını geçirdim herhalde dedim içimden.  Yine de bunun nasıl olabileceğini, hiçbir emare vermeden dişlerimin dut gibi tek tek neden düştüğünü çok sorgulamadım. Şimdi düşünüyorum da, aslında hiç sorgulamadım..

Gerçek-üstü bir rüya! [devamı →]

→ 3 yorumTags: İnsan

İz

27 April, 2009 ·

Arkadaşımın işyerinin önünden geçerken cam kapıyı tıklatırdım onunla; “çıt çıt çıt..”  Sonra gülüşür, vaktim varsa muhabbete dalardık.

Bugün de önünden geçtim ve bu kez daha uzun süre tıklattım.  Ses gelmedi. Sebebi üzerine düşünmeden tekrar ettim gayr-i ihtiyari ama ııh, yok, gelmedi ses. Neden sonra anladım, parmağımda değildi artık yüzüğüm. Bekarlığımdan kalmaydı. Babamın hediyesi. Hiç çıkartmamıştım, yıllardır.

Ellerimi seyrettim sonra. Güzeldir ellerim. İzi çıkmış, oldukça da belirgin bir iz bu. Ama güzelliğini bozmamış.

Bir metal-insan ilişkisi bile bir zaman sonra nasıl da iz bırakıyor diye düşündüm içimden.  “Ya insanın insana bıraktığı iz?” sorusu da ardından  geldi..

→ YorumTags: İnsan

Cennet

26 April, 2009 ·

[...] kimi hukuk, kimi tıp peşinde koşar,
kimi umudunu papazlığa bağlar,
kimi zorbalıkla, yalan dolanla hüküm sürer,
kimi çalıp çırpar, kimi alıp satar,
kimi şehvet bataklığına saplanıp
vakit yitirir, kimi de miskinlik ederken,
bütün bunlardan arınmış olan ben,
Beatrice ile birlikte gökyüzünde
sevgi ile ağırlanmakta idim..

Dante - İlahi Komedya - Cennet, XI.Kanto, 4-13

→ YorumTags: İnsan · Şiir

Akıl

22 April, 2009 ·

İşyerine genç, iyi giyimli birisi gelmiş bugün. Ve gayet aklı başında ifadelerle işyerinin kendisine ait olduğunu anlatmaya başlamış bürodakilere.

Dışarıdaydım, üzerine geldim olayın. Bana da aynı şeyi söylemeye başladı: “bu işyeri bizim, filanca yıldan beri biz işletiyoruz” vs. İlk şaşkınlığı atıp bir çay söyledim beklenmeyen misafirimize. Başlangıçtaki tepkim alaycı bir gülümseme idi, dinlemeye ve detay istemeye devam ettim. Bir yandan da izah etmeye çalışıyorum, “buranın sizin olmasına imkan yok, çünkü buranın zaten bir sahibi var” diyerek. O kadar kendinden emin ve ‘bir deli’ gözüyle bakılması o kadar imkânsız bir kişilik ki, bir an için şüphelendim bile kendimden, gerçekten,  herşeyden;  hani “rüyamda bir kedi gördüm — yoksa ben mi bir kedinin rüyasındaydım?”daki gibi. [devamı →]

→ YorumTags: İnsan